28 Mart 2014 Cuma

Dans bitti, gidin kahve için.

thinking | via Facebook
Delicesine yazmak istediğim,fakat dansı başalatamadığım bir gece.
Yazmak için kahveye ihtiyacım var. En sevdiğim iki fincanımdan birinde olucak. Yoksa asla içmem. Kahve bu noktada çok önemli. Yudumlarım dilimi yakmamalı. Yazmaktan soğurum o zaman. Ayrıca çok şekerli de değil biraz acı olmalı ama sadece yazarken.
Azcık da müzik olmalı. Sözlerin dans etmesi için.

En önemlisi kurşun kalem olmalı. Uçlu kalem de,tükenmez kalem de kalsın. Kurşun kalemim olmadan vur,öldür yine yazmam.

Defter çok önemli değil.Parşomen olsa yazarım. Gerçi parşomene yazmaya kıyarmıyım orası istisna.
Yalnız olmalıyım. Kahve yine de çok önemli. Birinin yanında ya da kahvesiz yazdığım tek cümleden hayır gelmez.

Artık kalemimin tükenişini izleyebilirm. Bu noktada devreye kalemtıraş girer. Çok önemli mi? Değil. Bozdu mu? Evet. Boşver kalemtıraşı.


Kelimeleri gelişi güzel yığarım genelde. Ama her cümleye ayrı bir özen gösteririm. Seçilmiş cümleleri yazarım kağıda. En az bi' kahve kadar değerli olanları.


Kendimi olduğum gibi katarım yazılarıma. Ne bir eksik,ne bir fazla.
Yazılarım bi bakıma da kelimelerimin dansı gibi.


Müzik durdu.Fincanım da boşaldı. Dans bitti çocuklar, dağılabilirsiniz.