28 Ağustos 2014 Perşembe

Yağmur Var..



  

Dün defterimi kalemimi alıp balkona çıktım. Aklımda yazmak için bazı şeyler vardı ve her zaman ki gibi uzayıp gidecekti. Sonra yanıma en sevdiğim kadın geldi,sohbete başladık, tarih atmaktan başka bişey yapmadım.
 Bugün ise yazabilecek pek şey yok aklımda. Ama elimde kalem defter,-kahvenin yerini tutamasa da- çay,müzik ve yağmur var.Yastık var sırtımda ; yumuşacık, altımda tertemiz çarşaflar ve düzenli bir yatak var.Perdeleri sonuna kadar açık bir pencere ve yağmur var. Bazen içimi ürperten gök gürültüleri ve saniyede bir parlayan şimşekler var. Uzaktan kulağıma sesler geliyor; kavga eden birilerinin acımasız haykırışları. Hayır, gözlerimi kapattığımda sadece yağmuru duyuyorum ve içimdeki huzuru.Bilgisayardan arasıra bazı sözler çarpıyor kulağıma '' ..you feel,do you feel what I feel too?.. '' birde müziğin ezgisi var , o kadar. Terliklerim ısıtıyor üşümeye başlayan ayaklarımı. Kafamı defterime yaslayınca o hoş kokusu geliyor burnuma,hafiften başımı döndürüyor sanki. Sayfadaki harfler yanağımda iz bırakırken,bir yandan yenilerini yazmaya çalışıyorum yan sayfaya. Yağmur hala çınlıyor kulaklarımda,durmayacak gibi. Çalan şarkının sözlerini mırıldanıyorum kısık kısık. ''.. Uçmak istiyorum.. Bana ulaşılacak bir yıldız ver..''  Gözlerim yavaş yavaş kapanıyor uzaklara dalarken. Yağmurun arasında kaybolan ağaçlar,yaprakları kıpırdadıkça uykumu getiriyor.

 Yağmur giderek uzaklaşıyor. Yavaş yavaş bırakıyor pencereden içeri sızmayı. Suratımı okşamıyor artık. Geride çatıdan akan kalıntıları duruyor. Bir de sesi.Orada,içerlerde bir yerde sesi hep kalıyor.

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Çocuksun..


blessed | via Tumblr 
''Biraz gün ışığı ver bana,
 Biraz yağmur.
 Bir şans daha ver bana,
 Büyüyeyim bu sefer istediğim gibi.''


   Çocuksun,daha gün ışığısın sen. Korkuyorsun henüz gecelerden,harikalar diyarındasın. Atlatacaksın;kurtulacaksın bir gün korkularından.Düşünsene,o zaman anlamsız gelmeyecek mi her şey? Korksana karanlıktan,korksana örümceklerden,yalnız uyumaktan..
   Çocuksun,daha rüyasın sen. Sanane  gerçeklerden? Boşversene üzüntüyü! Oyna keyfince,istediğin gibi büyü.
    Çocuksun,daha yağmursun sen. O kadar saf ve temizsin. Menekşe kokuyorsun çocuk. Mutluluksun bir o kadar.
    Çocuksun ,daha gökyüzüsün sen.Özgür ve ferahsın.Koşsana yoruluncaya kadar. Bırak uçurtmanın ipini,uçuşunu izle. Haydi,sakın durma!
   Çocuksun,daha fidansın sen.Kırılacaksın.Korkma,iyileştireceksin kendini. Büyüyeceksin keyfince.
   Çocuksun , daha rüzgarsın sen.Bağırsana biraz. Bırak sesin kısılsın,bağır içinden geldiği gibi.
     Kuşlar eşlik ediyor sana, baksana dans ediyor yapraklar. Çiçekler savruluyor rüzgarda seninle. Bak yağmur da şarkı söylüyor bağıra bağıra. Durma çocuk! Devam et,devam et hayal kurmaya.


                                                                                                      ‎26.‎08.‎2014

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Özlemişim.

Kış,sihirdir.



Farkında değildim pek ama;
üşümeyi bile özlemişim.
Çorap giymek zor gelipte,ayaklarımın üzerine oturarak ısıtmaya çalışmayı özlemişim.Terlik giyip dolaşmayı,başımda koca bir fincan kahve;yarı uyur vaziyette ders çalışmayı özlemişim.
Yollarda dakikalarca yürüdükten sonra,eve girince ellerimi cebimden çıkarmaya cesaret edebildiğim anı özlemişim. İçine kar giren ayakkabılarımı çıkarmayı,ayaklarımı sobaya dayayıp ''ya ayağım yanarsa?'' diye korkmayı özlemişim.
Bütün kazaklarımı,hırkalarımı,pantolonumun içine zorla giydiğim taytımı bile özlemişim.
Sessiz ve soğuk geceleri özlemişim.
Üşümeyi,en çok da kışı özlemişim.

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Renkler Hisseder mi?

Belki bizim umudumuz da gökyüzündedir. Belki saklanılacak yerler vardır yıldızların arasında.
Gökkuşağı siyahı dışlıyormuş. Boşversene arkadaşım, sen geceye rengini vermişsin.Kim bozabilir asaletini?

Belki bizde gece olmuşuzdur zamanla.

Renkler hisseder mi ki bizi?
Kahverengi diyorum, sütlü kahve gibi.Ne güzel renk.Hisseder mi bu kadar sevildiğini?
Sarı bilir mi nasıl huzur verdiğini?
Ya da pembe. Haberi var mıdır hayallerimizin masumiyetinden ?
Kelimeler sadece kelimeler olarak kalırmış. Bakışlar unutulmazmış.Yeşil, o renklendirdiği gözlerin güzelliği ile kibirlenir mi?
Hani bazen kahve bile tatsız geldiğinde; şekerin kıvamını kaçırdıysam,beyaz bunun altından kalkabilir mi?
Mavi gökyüzünü hisseder mi mesela? Bazıları çok sever maviyi.Sarının verdiği huzur varken.

Bir de gri. .Kurşun grisi,bu yazdıklarımdan sonra,yaşamaya devam edebilir mi?