12 Eylül 2014 Cuma

Hatıralar Güzel Kokar.

Memories
Hatıralar asla ölmezler.


Küçükken yataktan doğrulur doğrulmaz ayaklarımı terliğin içinde bulmaya bayılırdım.Akşam özenle yerleştirir,birkaç kere de prova yapardım,yeri doğru mu diye.
   Her hatıranın bi' kokusu var derinlerde.Bazen hatırlamasam da ne olduğunu; nasıl kucakladığını da hatırlıyorum,o kokuların beni nerelere götürdüğünü de.
   Annemle pazara çıktığımızda; o sebzelerle ilgilenirken,elini bırakıp sırtına vururdum birkaç defa. Sonra parmağımla karşıyı gösterirdim . ''Başka yere gitme sakın'' diye izin koparınca sanki kanatlanmış gibi,uçardım karşıya. Arkamdan baktığını bildiğim için korkmazdım,güvendeydim.Küçük kasalardaki küçük civcivleri izlerdim dakikalarca.Seslerini hatırlıyorum evet,en çok da sebze-meyve kokusuna karışan çırpınışlarını.
   Çok küçükken öğrenmiştim kahve yapmayı. O zaman izin vermezdi annem içmeme. Bende gizlice mutfakta dibinde kalan telvesini yalardım. Pişirdiğim kahveyi kocaman tepside dökmeden babama götürmeyi becerdiğimde; babamın bana bakışını hatırlıyorum,bir de banyo yaptıktan sonra kucağına koştuğumda beni kucaklayıp,saçlarımı koklayışını. Her seferinde ayrı bir sevgiyle çeker şampuanın kokusunu içine,hala.
     Ödevimi yapmadan okula gittiğimde yaşadığım utanç ve korkuyu da; dostumun hiç çekinmeden bana kitabını verdiği fedakarlık ve samimiyetin kokusunu da hatırlıyorum.
   Sınavda birinci olduğumdaki gururumu da; o zaman benim için bir servet olan 2 liraya kıyıp; aldığım ve hergün ıslak mendille sildiğim pembe yıldızlı kalemimi de.
   Karne gününde en güzel çantamı alıp giderdim okula.Zaten bir çantam vardı; o da dünyanın en güzeliydi. Kantinci teyze;''Neler var o çantada? Rujlar,göz kalemleri,kremler..'' deyip gülmüştü bana.   Susmuştum,masumiyetimi  nasıl göz ardı etmişti? Kızmıştım kantici teyzeye. Halbuki hep olduğu gibi not defterim vardı çantamda; makyaj malzemeleri yoktu. Hala yok.
   Anneannemin kokusunu hatırlıyorum. Evlerine her gittiğmizde,dedem de,anneannemde,evleri de hatta bahçeleri de aynı kokardı. Hiç bilemedim neyin kokusuydu o koku.  Ama içime huzur verirdi,hatırlıyorum. Arka bahçedeki salıncağı da, kocaman iğde ağacını da,diğer ağaçları,taze sebze meyveleri de,en köşede bana özel ekilmiş çilekleri koparıp yediğimi de hatırlıyorum. Anneannemler demek, biraz da iğde demekti benim için. Tek ben yerdim, evin en üstüne çıkıp, en yukarıda ki iğdeleri koparırdım. Kabuklarını yere atınca da, kirlettim anneannemlerin evini diye üzülürdüm.Ama temizlemezdim,hatırlıyorum. Anneannemin verdiği her hediyede,bir çorapta bile o koku var şimdi,aynı koku.
    Babaannemi ve dedemi de hatırlıyorum.Uçurumdaki salıncağı,eski okulun bahçesindeki asma ağacını,köydeki çeşmeyi,eşeklerini,yaşlanmış tenlerini,toprak kokan küçük evlerini,tahta kapısını,tavuklara yem vermeyi,yemi çok kaçırınca dedemin elini sallayışını,çaya bisküvi batırıp yemeyi,ellerini öpmenin verdiği huzuru ve yumurta karşılığı aldığım çikolataları,fişle aldığım ekmekleri de hatırlıyorum.

    Fincanın kenarına tırnağımla vurmak gibi, küçük,derin ve unutulmaz kokular. Son zamanlarda buralar kahve kokuyor. Ama gözlerimi kapatıp,kendimi bırakınca hepsinin kokusunu hatırlıyorum.Geçmişten gelen hatıralar güzel kokuyor.Hatırlıyorum..