3 Temmuz 2017 Pazartesi

her şey

 Hücrelerim bölünüyor, kaslarım kasılıp gevşiyor vücudumda bir şeyler değişiyor ama dur bu henüz hiçbir şey.
 Yaşlı biri ölüyor ve hemen bir sokak arkasında bir evde bir bebek doğuyor.
 Adamın biri bir sigara yakıyor ve kadın aniden masadan kalkıyor, arkasına bakmıyor.
 Bir grup bir yaz festivalinde gelmiş geçmiş en iyi konserini veriyor ve oradaki binler hiç olmadığı kadar çok eğleniyorlar.
 Biri bir nietzsche kitabının kapağını kapatıyor ve felsefeye yeni bir bakış kazanıyor.
 Evren insan beynini zorlayacak bir şekilde genişliyor ve bir yıldız sönüyor, belki de bu bizden sonraki boyutun big bang'iydi.
Bir adam dayak yiyor öldürülürcesine, başka bir adamı sevdiği için.
Bir grup siyasi -belki farklı uluslardan- dünya barışı zırvalıklarıyla ilgili bir anlaşmaya imza atıyorlar basın bu habere bayılacak.
Bir çift heyecanla yatağa düşüyor ve kadın sabah yalnız uyanıyor, yalnız ve pişman.
Televizyon programları yapılıyor ve herkes heyecanla bunları takip ediyor, tüm sorunlarını unutup bu yarışmayı kimin kazanacağına odaklanıyorlar.
Tatile gittiği yerlerden fotoğraflar atmaya bayılıyor, biraz gösterişi seviyor gibi.
Bir takım şampiyon oluyor ve rakip takımın taraftarları şampiyon taraftara saldırıyor.
Kaybeden öldürür, insan öldürmek 21.yüzyılda hobi oldu. 
Büyük bir laboratuvarda önemli araştırmalar yapılıyor belki de önemli hastalıklara çare bulacaklar. Belki de çoktan buldular ama daha çok ilaç üretmeye devam edecekler geçici fayda sağlayan ve kazanacaklar.
Para dünyayı yönetmeye devam edecek.
Yeni çıkan bir 'sanatçı' daha internete videosunu yüklüyor, ve yeni bir marka daha ürününü piyasaya sürüyor.
Para dostlarım para, tonlarca para tarafından yönetiliyoruz ve daha kötüsü eziliyoruz altında.
Ateşi buldular, tekerleği icat ettiler ve yazı yazmak akıllarına geldi. Tarihin akışı değişti ama tarih neydi?
Kadının biri ellerini toprağa vura vura ağladı kucağında çocuğunun bedeniyle.
Bir adam da üzerine bombalar yağarken ellerini göğe kaldırıp yalvarıyor bitsin tüm bunlar diye.
Çok başka bir yerdeyse başka bir adam minik heykelciklerin karşısında saygıyla eğiliyor ve bu ritüellerin onu tanrısına -larına- ulaştırmasını umuyor.
Bir hayvan tek derdi yiyecek bir şeyler bulmak ve aniden başına bir darbe alıyor. Bağırıyor, kıvranıyor sürüklendiğini hissediyor ve ruhu çıktıktan sonra ona neler yaptıklarını izliyor. Derisi soyuluyor, kürk yapılıyor, tüyleri yolunuyor, içi dolduruluyor. İşkence. Vahşet. Bir değil binlerce hayvan.
Buzullar eriyor ve ozon tabakası deliniyor.
Emekli olmuş bir adam bahçesinden bir domates koparıp kokluyor ve taze kokusuyla birlikte gülümsüyor.
Yağmur yağıyor ve bizi ıslatıyor, durup dinliyoruz birbirimize ne kadar çok sevdiğimizi fısıldarken.
Bir çiçek bu sabah güneşe başını uzatıyor evinin penceresinden bunu izleyen bir anne mutlu oluyor.
İstanbul fethedildi! Elektrik bulundu ve icatlar ve teknoloji ve robotlar ve ele geçirilme.
Kestik, bir yönetmen bağırıyor reyting rekorları kıracak bir filmin son sahnesi çekilince.
Reform hareketlerini kovalıyorlar, rönesans diyorlar sanat,sanat, sanat tablolar çiziyorlar beyinlerini kağıda aktarıyorlar ve hümanizm doğuyor. İnsan mı kaldı ki hümanist yazıyoruz sosyal medya profillerimize?
Darwin evrim diyor doğa ana bu fikre bayılmış olmalı ama bugün bir adam 'şimdi neden maymunlar insana dönüşmüyor o zaman' diye Darwin'e meydan okuyor. Dinini böyle savunuyor kendince.
Biri de müslüman profiller oluşturup ütopik şeyler yazıyor karşıt olduğu dini karalamak üzere ve insanlar buna inanıyor. İslam böyle bir din işte diyor karalıyor karalıyor ve yine sosyal medyadaki tüm profillerinde saygı yazıyor büyük harflerle saygıdan bahsediyor. Zamanında ''Bu mesajı on kişiye göndermezsen annen ölecek'' şeklindeki mesajlara inanan insanlar bunlar.
Ve bir başkası da yolda gördüğü bir kadını tekmeliyor bu eteği giyemezsin diyerek çünkü o bir müslüman ve dini bunu gerektiriyor, kadını tekmelemesini. Hümanizm, hümanizm(!)
Tesla bu dünyada kıymetin bilinmedi adını duymayanlar var bu bizim utancımız.
Düşüncelerimizi aşacak bir boyutta aklımızın almayacağı bir uzaklıkta yoğun gaz kütleleri oluşuyor, yıldızlar sönüyor ve zaman dahi ölüyor. Hala da uzaylı diye bir şeyleri tartışıyoruz birileri hala bu sonsuz evrende yalnız olduğumuzu zannediyor.
1915 Çanakkale cephedeki çocukların yaşları muhtemelen on beşten başlıyor.
2017 Suriye komşu ülkeye kaçan insanların hepsi eli silah tutacak yaşta.
'Normal insanlar'dan saklanan sonsuz olay var, uyutuluyoruz.
Güneş batıyor, gece oluyor ve yıldızlar çok güzel görünüyor olduğumuz yerden. 
Yatağında uzanan bir kıza babası rapunzelin hikayesini okuyor, prensesim deyip alnını öpüyor.
Evvel zaman içinde, çok uzak bir ülkede o peri masalları gerçekten de yaşanıyor.
Balta girmemiş ormanlarda yaşayan sayısız keşfedilmemiş tür, asla keşfedilmemeyi umarak yaşamaya devam ediyorlar, bir kelebek kanat çırptı ve dünyanın öbür ucunda kasırgalar meydana geldi.
Bir balkonda oturup şiirler yazıyor bir çocuk, gençlik aşkı için ve üzülüyor, acı çekiyor, onun içini parçalayan tek şey bu. Ve sonuna kadar haklı çünkü aşk insanın içini parçalıyor.
Bir kabile avlanıyor, kendilerince günlük olan danslarını -belki de ibadetleri- yapıyorlar. Ellerinde kameralarıyla birileri gelip onların günlük hayatını kaydediyor belli ki hoşlarına gidiyor.
Öğle arası saati; içinde kaybolmaya değer bi' kalabalık kaldırımlara dökülüyor, sayısız hayat sayısız hikaye var aralarında.  Bu gidiş nereye?

Güneş doğuyor, güneş batıyor, nefes al; nefes ver. Yaşa; öl. Hisset. 


Ve bir kız düşünmeye başladığında kalbi yerinden çıkıyor. Hiçbir yere sığamıyor sokağa çıkıp koşuyor bir yere varamıyor. Bir kaldırım kenarında ağlıyor. Dünyaya, evrene 'yaşama'  anlam veremiyor. 

Tarih, moda,siyaset,aşk,bilim,masallar, mutluluk, gözyaşları,öfke, umut, tüm o felsefi akımlar, insanların arzuları, düşünceleri yaptıkları, hayalleri, hırsları kazanma çabaları, ölümleri. Ölüm deyip tıkanıyor gerisi onu tamamen boğuyor. Eline kalem alıp yazmaya çalışıyor, her şeyi yazmak istiyor ve tam bu noktaya kadar geliyor ama her şey onu bitiriyor.

2 yorum:

  1. bana seni hep tanıyormuşum gibi gelen bir süredir okuyorum yazılarını gittikçe büyüyor ve değişiyorsun bu değişim seni daha da güzelleştiriyor hayran olduğum zihnin gittikçe daha çok ruhu barındırmaya başlıyor ufkun baktığın evrenden daha hızlı genişliyor kısaca şunu yazmak istemiştim tüm içime sıkışan ve beni ölümle sıkıştıran düşünceleri burada okudum bunun için teşekkür ederim ve yazmaya devam et asla bırakma lütfen, seni seviyorum iyi ki varsın

    YanıtlaSil
  2. Hayatta bunca olup biten şeye yetişemiyor insan. Koşsa yakalayamıyor, soluksuz kalıyor . Ve dediğin gibi ölüm deyip tıkanıyor. Belki de bu dünya da gerçek olan tek şey o.

    YanıtlaSil

Her yorumun, yeni bir hayal.